Polonya için verebileceğimiz en önemli detay şu sanırız; şehre kaç gün ayırdıysanız 1 gün daha eklemenizi öneririz. Çünkü turistik yerlere giriş konusunda ciddi sıkıntı yaşanıyor. Öncelikle en önemli problem çoğu müzede sınırlı biletin olması yani geç kalırsanız hatta geç kalmanıza da gerek yok gruplar aldıysa veya o gün ekstra kalabalık ise öğlen dahi gitmiş olsanız biletin tükendiğini duyabiliyorsunuz. Bu durumda yapılacak tek şey ertesi gün için bilet almak oluyor. Bazı yerlere sırf bu nedenden ötürü giremedik. Tabii belirli yerlerde sınırlı sayıda bilet olması normal ancak burada hemen hemen tüm müzelerde aynı durum var. Açıkçası Polonya turisti biraz yoran bir şehir. Ancak 1 gün fazla ayırırsanız sorun olmayacaktır.
Krakow'da iki buçuk günümüz vardı. Şehre iner inmez hemen Wieliczka Tuz Madeni'ne gittik. Dürüst olmak gerekirse girebileceğimizden de çok emin değildik, saat geç olmuştu. Kapanmış da olabilir diye düşündük ama şansımızı da denemek istedik. Hemen gişeye yöneldik, görevli yaklaşık yarım saat sonra bir tura katılabileceğimizi söyledi. Hiç beklemiyorduk acayip sevindik. İşimiz rast gitmişti ve zor olacağını düşündüğümüz bir maden gezimizi kolayca halletmiş olduk. Aşağı yukarı 2-2.5 saat sürdüğünü okumuştuk, 4 yaşında bir kızımız olduğu için stres olmuştuk ama çok şükür o da gayet güzel idare etti ve sorunsuz bir şekilde gezimizi sonlandırdık.
Wieliczka Tuz Madeni'ne gelirsek; öncelikle daha önce hiç deneyimlemediğimiz bir geziydi. O yüzden oldukça meraktaydık. Çok büyük bir maden, duvarlar, tavanlar vs. neredeyse her yer tuz, inanamayıp bolca yaladık tabii:) Tur harikaydı. Polonya'da en beğendiğimiz organizasyon bu tuz madenindeki gezi oldu. Tur esnasında ne kadar çok grup olduğuna ve her grup için rehber temin ettiklerine ve hiç aksamadan turların sırayla bölgeleri gezdiklerine şahit olduk.
Madendeki her yer çok ilgi çekiciydi. Ancak elbette ilk sırayı tuzdan yapılmış heykellerin bulunduğu büyük kilise alıyor. Uzun zaman geçirmemize izin verdiler. Bu arada bu salonda fotoğraf çekmek için ekstra para ödedik. Tur bittiğinde de eve tuz almadan dönmek istemedik ve biraz alışveriş yaptık. Wieliczka'nın direk tren istasyonu buluyor, Krakow merkez tren istasyonundan rahatlıkla bilet alınabiliyor, yaklaşık yarım saatte gidiyor ve fiyatı 4 Pln. Madende ise iki çeşit tur var, bizim yaptığımız ana odaların gezildiği turist rotası 93 Pln, gene aynı bilet fiyatına ekipmanlar ve baretle maden işçiliği deneyimi yaşatan miners rotası bulunuyor. Son tur akşam saat 17.00'de.
Neolitik zamanlardan beri, orada yükselen tuzlu sudan sodyum klorür (sofra tuzu) üretildi. 13. yüzyıldan itibaren kazılan Wieliczka tuz madeni, dünyanın en eski faaliyet yürüten tuz madenlerinden biri olarak 2007 yılına kadar sürekli olarak sofra tuzu üretti. Tarihi boyunca, kraliyet tuz madeni Zupy Krakowskie (Kraków Tuz Madenleri) şirketi tarafından işletildi. 1978 yılında Unesco Dünya Miras Listesine alındı (Wikipedia).
Ertesi gün erkenden Auschwitz Toplama Kampı'na doğru yola çıktık. Ana istasyondan Oswiecim yazan trene kişi başı 13 Pln'den biletimizi aldık (dönüş 9 Pln) ve yol yaklaşık iki saat sürdü. Ancak yaptığımız bir hata oldu, onu anlatacağız ki siz yapmayın. Aslında bu kampın 2 alandan oluştuğunu okumuştuk. Triposo'nun haritasını takip edip kampa gittik. Yazılarda kalabalık olduğu ve erkenden sıraya girilmesi gerektiği gibi şeyler yazıyordu. Ancak kampa vardığımız zaman bayağı boş olduğunu gördük. Çok şaşırdık ama kampı dolaştık. Fakat bir yandan da bir acayiplik olduğunu hissediyorduk tabii, bilet falan almadan girip gezmiştik, neyse çıkarken birilerine başka kamp olup olmadığını sorduk ve onlar da bizi asıl kampa yönlendirdi. Kamplar arasındaki shuttle seferi ile Auschwitz I'e doğru yolumuzu çevirdik ancak gittiğimizde aslında ilk önce ana kampa gitmediğimizi gördük. Meğer bizim ilk gezdiğimiz kamp Birkenau kampıymış. Triposo bizi kandırmış, bu arada zaman da çok ilerlemişti. Hemen ana kampın sırasına girdik. Yetkili yaklaşık 3 saat bekleyeceğimizi söyledi. 4 yaşında bir çocukla çok sıcak bir havada nasıl olacak diye düşündük ama yapacak başka da bir şey yoktu. Ya bugün girebilecektik ya da vazgeçecektik. Bekledik tabii. Gerçekten de 3 saat bekledik. Bu kadar beklemenin nedeni rehber eşliğinde tur ile gezmek zorunda olmanız. Bu nedenle bekleme süresi bayağı uzuyor. Eğer ilk seferde buraya gelseydik tabii bu kadar beklemeyecektik. Bu yapmış olduğumuz hata tüm günümüzü kamplarda geçirmemize sebep oldu.
Tabii kamplar hakkında ne söylenebilir bilmiyorum. Bu katliam hakkında çok şey okuduk, çok şey izledik. Ancak bunların yaşandığı yerleri görmek çok sarsıcı. Ayrıca insanı şoke eden fotoğraflar, eşyalar, bilgiler kampta her yerde, rehber de sürekli bilgi veriyor. Bu Auschwitz I daha çok Nazilerin yönetim karargahı ve esirlerin çalıştırıldığı yer olarak kullanılmış. Birkenau'da ise yatakhaneler, demir yolu bağlantıları ve savaştan sonra yıkılmış olan gaz odaları var, burası insanoğlunun tarihinde en dibi gördüğü yer, bir imha kampı. Her iki alan da inanılmaz büyük. Ana kamp turundan sonra tur grubu rehber eşliğinde otobüse bindi ve Birkenau'ya gitti. Biz ilk olarak oraya gittiğimiz için tekrar gitmedik. Aslında bir yandan da rehber anlattığı için gitmek de istedik ama saat 17.00 olmuştu. Artık dönelim diye düşündük. Bu arada sabah Birkenau'da gruplar halinde gelen gençlerin vefat etmiş büyükleri için birbirlerine sarılarak ağladıklarına şahit olduk. Dediğimiz gibi kamplar çok çok sarsıcı. Bazı yerlerde durup ağlıyorsunuz, insan insana bunu nasıl yapabilir diye sorup duruyorsunuz kendinize, inşallah bir daha böyle trajediler yaşanmaz.
Auscwitz I gişesinde gördüğümüz notta saat 07.00-09.00 arası normal giriş, saat 09.00-17.00 arası sadece rehberli turlar, 17.00-19.00 arası gene normal kendi başınıza giriş yazıyordu. 2,5 saatlik tura kişi başı 60 Pln ödedik. 6 saatlik çalışma turları da oluyormuş ama kısa tur yeter, zaten insanın bir noktadan sonra içi sıkılıyor. Aslında şimdiki aklımız olsa (https://visit.auschwitz.org/) sitesinden gitmeden rezervasyonumuzu yaptırır, bu kadar beklemezdik. Birkenau kampı ise ücretsiz.
Auschwitz I
1940 yılında kurulan ilk kamp Auschwitz I'de tüm kampların yönetim merkezi de bulunuyordu. Burada yaklaşık 70.000 Polonyalı entelektüel ve Sovyet savaş esiri hayatını kaybetmiştir (Vikipedi).
Auschwitz-Birkenau çalışma ve imha kampı olarak düzenlenmiştir ve 6 gaz odası ile 4 ölü yakma tesisini barındırır. Hemen gaz odasına gönderilmeyen yüzbinlerce tutuklu tasavvur edilemeyecek kadar zor koşullar altında çalışmaya zorlanmış, işkence görmüş, soğukta bırakılmış, açlığa terk edilmiş, hastalıkları tedavi edilmemiş, tıbbi deneylerde kullanılmış ve sonunda da gaz odasında öldürülmüştür (Vikipedi).
Auschwitz III (Monowitz)
Bunlara ek olarak 40 km²'ye dağılmış 39 yan kampı ile beraber KZ Auschwitz III Monowitz diye bir toplama kampı daha vardır (Vikipedi). Buraya gitmedik.
Auschwitz-Birkenau'ya tüm Avrupa'dan 1,3 milyon insan yerleştirilmiştir. Bunların, 1 milyonu Yahudi olmak üzere 1,1 milyon insanın öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Yaklaşık 900.000 kişi kampa geldikleri anda doğrudan gaz odalarına gönderilmiş ya da vurularak öldürülmüştür. Kalan 200.000 kişi, hastalık, eksik beslenme, kötü muamele, tibbi deneyler nedeniyle ve daha sonra gönderildikleri gaz odalarında ölmüştür. Ortalama 6 ay içinde ölen tutsaklar, en ağır şartlarda günde en az 10 saat çalıştırıldılar. Gaz odalarına gönderilirken, saç kesme, ceset toplama, yakma gibi işlemleri de yine kendileri yapıyorlardı. 1979 yılında UNESCO'nın İnsanlığın Kültür Mirası listesine eklenen bu iki kampın kalıntıları ve Yahudi mezarlığı, Auschwitz-Birkenau Devlet Müzesi ve Holokost anma mekânı olarak kamuya açılmıştır (Vikipedi).
Bizim gözümüzden Krakow;
1- Wawel Kalesi: Şehrin en önemli turistik yerlerinin başında yer alan bu kaleyi kaçırmayın deriz. Ancak burada da ciddi bir sıra var. Bayağı erken gelmemize rağmen bekledik uzun uzun. Kale geniş alana yayılmış çok büyük bir kompleks. İçinde saray ve kilise de mevcut. Kilisenin adı Wawel Katedrali. Etkileyici ve güzel bir katedral. Kilise girişindeki büyük kemik için de Ejderha Kemiği deniyormuş ve bu kaleyle ilgili ejderha efsaneleri bulunuyor. Konuyla ilgili yazıya şuradan ulaşabilirsiniz; https://www.atlasobscura.com/places/the-bones-of-the-wawel-dragon-krakow-poland
Girişte dikkat etmeniz gereken şeyler var, birincisi; kaleye giriş kapısının orada bir gişe var, bu gişede sıra beklemenize gerek yok, bahçede daha büyük bir bilet ofisi var. İkincisi; kale bahçesi bedava ama odalara günlük kişi limiti var ve online bilet satılmıyor, sadece gişelerden alınıyor biletler, bu nedenle olabildiğince erkenden gidip sıraya girmek gerekiyor. Üçüncüsü; gişeye geldiğinizde nerelere girmek istediğinizi soruyorlar, ona göre bilet kesiyorlar. Bizce hepsine girmeye gerek yok ama State Rooms, Royal Apartments, Dragon Den (Ejderha Mağarası) ve katedralin kulesi güzel, tavsiye ederiz.
State Rooms: 25 Pln
Royal Private Apartments: 30 Pln
Kraliyet saray odalarını turla gezebiliyorsunuz. Bu nedenle de belirli saate bilet veriyorlar. İlk gelen erken saatleri alıyor. Kaleyi planladığımız saatte bitiremediğimiz için çok moralimiz bozulmuştu. Yanılmıyorsak 15.00'de olan turumuza kadar şehri gezelim dedik. Diğer odalarını bitirdikten sonra hemen şehri keşfe çıktık, sonra geri geldik.
Crown Treasury and Armoury:25 Pln
Oriental Art: 10 Pln
Lost Wawel: 15 Pln
Wawel Recovered: 10 Pln
Dragon's Den: 7 Pln
Buna kaleden girip, dışarıdaki parkta bitiriyorsunuz, en son bunu yapmalı, güzel ama.
Sandomierska Tower: 5 Pln
Wawel Architecture and Gardens: 18 Pln
Katedrala giriş bedava ancak Sigismund Çanı, Mezarlar ve Müzesi: 14 Pln
Mimari kompleksin bir parçası olan kale, Vistula Nehri'nin sol kıyısında, deniz seviyesinden 228 metre yükseklikteki bir kireç taşı çıkıntısı üzerine 14. yüzyılda inşa edilmiş ve önündeki yüzlerce yıl içinde genişletilmiştir. 1978'de Wawel, Kraków Tarihi Merkezi'nin bir parçası olarak ilk Dünya Mirası Alanı ilan edildi (Wikipedia).
Kaleyle ilgili detaylı bilgiyi web sitesinden edinebilirsiniz; https://wawel.krakow.pl/en/history-of-objects
Ejderha Mağarası: Kalenin hemen altında yer alan bir mağara. Çok bir özelliği yok açıkçası ama en meşhur yerlerinden. Mağarayla ilgili hikayeyi buradan okuyabilirsiniz;
https://www.atlasobscura.com/places/wawel-dragons-den
2- Rynek Glowny: Şehrin ana meydanı. Tek kelimeyle muhteşem bir yer. Bölgedeki yapılar oldukça dikkat çekici. Her 2 gecemizi de bu güzel meydanda geçirdik. Özellikle at arabaları meydana daha da güzellik katıyor.
Wawel Kilisesi: Wawel Katedrali Krakow'da Wawel Tepesi'nde yer alan bir Roma Katolik kilisesidir. 900 yaşından fazla olan katedral, Polonya'nın Ulusal Mabedi ve Polonya Monarşisinin geleneksel taç giydirme tören alanı olarak hizmet vermiştir (Wikipedia).
https://www.atlasobscura.com/places/wawel-dragons-den
Meydanda bulunan heykeldeki kişi ise Adam Mickiewicz. Avrupa'nın en büyük ortaçağ kent meydanıdır (Wikipedia).
3- Belediye Sarayı Kulesi: Rynek Glowny'de yer alan bu güzel kuleye çıkabiliyorsunuz. Meydan manzarası görülmeye değer. Girişi 10 Pln.
Kule, 1820'de ana meydanı açmak için yıkılan Eski Krakow Belediye Binası'nın tek arta kalan kısmı. Ortaçağ'da işkence odası ile şehir hapishanesi olarak kullanıldı (Wikipedia).
14. yüzyılda inşa edilen yapının temelleri 13. yüzyılın başlarına dayanmaktadır. Polonya Gotik mimarisinin en iyi örneklerinden biri olarak hizmet etmektedir (Wikipedia).
Florianska Caddesi: Oldukça kalabalık olan bu ana cadde ana meydanla birlikte şehrin kalbinin attığı yer diyebiliriz.
7- St. Wojciech Kilisesi: Meydanda yer alan bu küçük kiliseye de hızlıca girip çıktık.
Polonya'daki en eski taş kiliselerden biri. Neredeyse 1000 yıllık tarihi, erken Ortaçağ Polonya Romanesk Mimarisinin başlangıcına uzanıyor (Wikipedia).
Kapı Polonya Gotik kulelerinden en iyi bilinenlerden biri ve Krakow'un eski şehrinin odak noktası. Türk saldırılarına karşı şehir surlarının parçası olarak dikdörtgen biçiminde yapılmış olan Gotik kule yaklaşık 14. yüzyıl civarlarında inşa edildi (Wikipedia).
9- Krakow Barbican: Çok etkileyici bir yapı. İçine de girebiliyorsunuz. Bizim orada olduğumuz sırada küçük bir şövalye gösterisi de izleme şansımız oldu. Girişi 9 Pln.
Krakow Gözetleme Kulesi önceleri şehir duvarlarına bağlı kuvvetlendirilmiş bir karakoldu. Eski şehre doğru giden tarihi bir geçit. Gözetleme kulesi, surların Krakow kraliyet şehrinin etrafını çevirmiş savunma engellerinden birisi. Bina şu an turist atraksiyonu ve çeşitli sergiler için mekan olarak hizmet vermektedir (Wikipedia).
10- Prens Czartoryski Müzesi: Şehrin en eski müzelerinden biridir. İlk koleksiyon 1796 yılında Prenses Izabela Czartoryska tarafından oluşturuldu. Müze resmen 1878 yılında açıldı.
Müzedeki en ünlü tablo, Leonardo da Vinci'nin en tanınmış eserlerinden biri olan 'Lady with an Ermine' eseridir (Wikipedia).
Koleksiyonu çok başarılı, kaçırmamak lazım, Florian Kapısı'nın orada, girişi 35 Pln. Yalnız Polonya'daki temel bilet sorunu burada da mevcut, sınırlı sayıda kişi alıyorlar, o yüzden bir gün öncesinden veya sabah erkenden gidip giriş saati için rezervasyon yaptırmak lazım.
11- Narodowe Müzesi: Çok büyük bir ulusal müze. Zamanımız olsaydı mutlaka ziyaret ederdik. Sizin zamanınız olursa pas geçmeyin deriz, daimi galerinin giriş fiyatı 15 Pln, kalıcı sergiler ile beraber girmek isterseniz 50 Pln.
12- Collegium Maius: Belirli saatlerde rehberli tur ile girilebiliyor ve ne yazık ki zamanı bize uymadığı için giremedik ama görmeyi çok isterdik. Girişteki fotoğraflardan anladığımız kadarı ile güzel bir yer, fırsatınız varsa görmenizi öneririz. Girişi 12 Pln ve önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var.
12- Collegium Maius: Belirli saatlerde rehberli tur ile girilebiliyor ve ne yazık ki zamanı bize uymadığı için giremedik ama görmeyi çok isterdik. Girişteki fotoğraflardan anladığımız kadarı ile güzel bir yer, fırsatınız varsa görmenizi öneririz. Girişi 12 Pln ve önceden rezervasyon yaptırmakta fayda var.
Krakow Eski Şehir'de yer alan Collegium Maius, Jagiellonian Üniversitesi'nin 14. yüzyıla dayanan en eski binası. 1949'dan 1964'e kadar süren titiz restorasyonlardan sonra, yapı 1840'tan önceki orijinal görünümüne geri dönmüştür (Wikipedia).
Gene buralarda tarihi üniversitenin bahçelerinde gezebiliyorsunuz. Ayrıca burada öğrenimini gören Copernicus'un bir heykeli bulunuyor.
Buralara gelmişken, yanında bulunan Modern Sanat Müzesi Mocak da görülebilir, girişi 14 Pln.
14- Kazimierz (Eski Yahudi Mahallesi): Mutlaka uğranılması gereken bölgelerden bir tanesi, özellikle geceleri çok güzel ve canlı oluyor, birçok kafe burada bulunuyor. Özellikle ana meydanı olan Plaza Nueva'da gece herkes bir şeyler yiyor içiyor.
Kazimierz 2. Dünya Savaşı sırasında sistematik olarak yok edilmeden önce 500 yıldan fazla bir süredir Krakow'daki Yahudi yaşamının merkeziydi. Komünist çağda bakıma muhtaç duruma düşerken Krakow'un en tehlikeli semtlerinden biri haline geldi. Rejimin çöküşü ve Steven Spielberg'in objektifinin dünya çapındaki etkisi sayesinde 1990'larda yeniden keşfedilen Kazimierz toparlandı ve bugün Krakow'un en heyecan veren bölgesi oldu- tarihi yerler, atmosferik cafeler ve sanat galerileriyle dolu hareketli bohem bir mahalle. Avrupa'da savaş öncesi Yahudi kültürünü Kazimierz'den daha iyi hissettiren başka hiç bir yer yoktur. Sonuç olarak bölge Yahudiler için önemli bir turist çekme ve hac yeri haline geldi ve bu da bölgedeki çağdaş Yahudi kültürünün geri dönmesine yol açtı (https://www.inyourpocket.com/krakow/krakow-kazimierz-the-former-jewish-district_70207f).
En dikkat çekici meydanlarından biri de; Stara (Eski) Sinagog'unun orada bulunan Yahudi Meydanı, canlı ve turistik bir yer. Çok yakınında diğer önemli sinagogu mezarlığı olan Remuh bulunuyor.
Bu bölgede girdiğimiz sinagoglardan birinin adı High Sinagog. İçini müzeye çevirmişler, girişi 6 Pln. Hemen oralarda Tempel, Izaak ve Kupa Sinagogları bulunuyor, bakıp yolumuza devam ettik.
Şehrin en uzun sinagogu olduğu için veya dua salonu üst katta olduğu için yüzyıllar boyunca Yüksek (veya Uzun) Sinagogu olarak adlandırıldı. 16. yüzyılın ikinci yarısında inşaatı yapıldı (Wikipedia).
Bu sandalyeler Polonyalı yahudilerin trajedilerini sembolize ediyor. Krakow'un yahudi nüfusu 2. Dünya Savaşı ve Polonya'nın Alman işgali sırasında Krakow gettolarına hapsedilmiş. Daha sonra gettodaki binalarda ve bazı Alman ölüm kamplarında hayatlarını kaybettiler. Krakow gettosunda Yahudi olmayan tek kişi olan ve getto duvarları içinde eczanesi olan kişi Tadeusz Pankiewicz. Gettonun olduğu süre boyunca o ve çalışanları, hapis olarak tutulan Yahudilere yardımın her türlüsünü sağlamış. Şans eseri Eagle Eczanesi halen aynı yerinde bulunmaktadır. Halihazırda Krakow Şehri Tarihi Müzeleri'nin 14 şubesinden biridir (https://www.absolutetours.com/blog/lonely-chairs-ghetto-heroes-square/).
17- Saints Peter and Paul Kilisesi: Önünde yer alan heykellerle oldukça dikkat çeken bu kilise de görülmeye değer.
1597-1619 arasında Jozef Britius'un orijinal tasarımını iyileştiren Giovanni Maria Bernardoni tarafından inşa edildi. Oturma kapasitesi açısından Krakow tarihi kiliselerinden en büyüğü (Wikipedia).
18- Saint Andrew Kilisesi: St. Peter & Paul'un hemen yanındaki kilise. Burası da en eski kiliselerinden bir tanesi, tarihi ve güzel.
1079 ve 1098 yılları arasında Polonyalı devlet adamı Palatine Sieciech tarafından inşa edilmiştir. Savunma amaçlı kullanılan Avrupa kale kiliselerinin hayatta kalan nadir bir örneğidir .
Romanesk tarzında inşa edilmiş olan yapı, Kraków'daki en eski binalardan ve Polonya'daki en iyi korunmuş Romanesk binalardan biridir. Kraków'da 1241 Moğol saldırısına dayanabilen tek kilisedir (Wikipedia).
19- Saint Barbara Kilisesi: Azize Meryem Bazilikası'nın yanında olan küçük kilise.
Küçük, Gotik St Barbara Kilisesi 14. yüzyılda inşa edilmiştir ve inşaatı kısmen Kraliçe Jadwiga tarafından finanse edilmiştir (http://www.krakow.travel/en/265-krakow-st-barbaras-church).
20- St. Michael Archangel Kilisesi (Skalka): Güzel bir kilise, geniş bir bahçesi var, burada heykeller ve güzel bir havuz var. Wawel Kalesi'nden nehri takip ederek yürüdüğünüzde karşınıza çıkıyor.
Biz gittiğimizde içinde restorasyon devam ediyordu.
Kazimierz bölgesinde bulunuyor.
26- Lord's Transfiguration Kilisesi: Hızlıca görüp yolumuza devam ettiğimiz bir kilise.
27- St. Catherine Kilisesi: Şehrin en anıtsal ve muhtemelen orijinal Gotik şeklini en iyi koruyan kiliselerinden biri olan St Catherine's, 1363 yılında yapımına başlandı ve 35 yıl sonra tamamlandı ve yapılması planlanan kuleleri ise asla inşa edilmedi. Ferah beyaz badanalı iç mekan, 1634'ten kalma heybetli ve zengin yaldızlı barok yüksek sunak ve bazı gösterişli koro tezgahlarına sahiptir (Lonely Planet).
29- Etnoğrafya Müzesi: Kazimierz bölgesinde bulunan ve zamanımız olmadığı için gitmediğimiz müze. Girişi 10 Pln.
31- Krakow Planty: Eski şehri komple çevreleyen kentin en büyük parklarından birisi. Bir kısmına mutlaka şehrin bir tarafında denk geliyorsunuz.
Bunların dışında bir sürü müze, park, bahçe, kilise bulunuyor. Bir de şehrin hafif dışında bulunan birkaç tane yapay höyük (Mound) var, daha elimizdekileri bitiremediğimiz için göremedik tabii ki. gitmediğimiz müzelerle ilgili detaylı bilgiyi buradan bulabilirsiniz; https://www.muzeumkrakowa.pl/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder